William Golding – Kitap Serisi

Client: Okul Projesi
Date: 12 Ocak 2018

Kitabı kapağına göre yargıla!

Kitapçıya her gittiğimde aklımda şu düşünceler beliriyor;

Bu kapağı kim tasarlamış? Olmamış. Ya da… Oha bu kapağı kim tasarlamış? Efsane!

Bu seneki proje dersinde kitap kapakları tasarlayacağımızı öğrenince dehşete düştüm, Çünkü altı kitaptan oluşan bir seri yapmamız gerekiyordu. Hepsinin birbirinden güzel olması gerektiğini düşünsenize? Ve hepsinin aynı dili konuşmasını? Benim böyle kitap kapağı tasarım mı olur deyip yerden yere vurduğum tasarımların aynısını başkasının benim tasarımlarıma dediğini? Dediniz mi? Durun ya daha kitapları görmediniz, benim yazılarımdan herhangi birini daha önce okuduysanız o farenin tekerleğini daha çok aşındırmanız gerektiğini biliyorsunuz. Ehe. Neyse, neredeydim evet. Oh dostum, zor iş bu. En son hangi kitabı okumuştum bir bakalım. Ah evet, William GoldingSineklerin Tanrısı.

William Golding, tek hitlik yazar.

Ağır bir başlık oldu farkındayım, ama okumaya devam. Hepimiz bir yerden Sineklerin Tanrısı‘nı duymuşuzdur. Ama diğer kitapları? Kitap kurdu, kütüphaneci veya genel kültürü aşmış bir insan değilseniz bilmeniz biraz zor, çünkü diğer kitapları tutmamış. Hiçbirisi bir Sineklerin Tanrısı değil. Ama ne kadar kötü bir amaç olsa da en nihayetinde bir tasarımcı, satılmayan bir ürünü nasıl daha çok sattıracağının yollarını bulmalıdır. Pardon ya bu pazarlamacıların işiydi. Olsun tasarımcı da bu katı emellere katkı sağlayan zincirin bir parçası. Ehe-he.

Zoru seçtim. Golding benimdir. Böylelikle yazarımı seçmiş oldum.

Yapılmayanı bulmak

Aynı anda dünyanın hem en stresli hem de en zevkli kısmına gelelim: yapılmayanı aramak. Sineklerin Tanrısı’nı okumuş olduğum için -doğal olarak- ilk ondan başlamak istedim. Hocamız ilk kapağı yaptıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir demişti. Evet de ilki nasıl bulacağız sorun o. Bu arada derse giren hocamız, Geray Gençer. O benim oha, efsane dediğim kitapları meğersem o tasarlıyormuş. Respect. Durum böyle olunca daha fazla strese girmem kaçınılmaz oldu. Çünkü kötü bir tasarımla karşısına çıkarsam, hocanın fena olmamış ama… diye başladığı sözcükleri arasında bana “Ah zavallım, tasarımcı olacakmış bir de.” diye acıyarak bana baktığını görmeyi hiç istemezdim.

Sıradan Fikirlerin Tanrısı.

Bir tarafta not defterim, bir tarafta bilgisayarım. Bakalım neler var. Hmm. Yüz boyaları ile ilgili kimse doğru düzgün bir şey yapmamış. Mantıklı. Şu kabilelerde kullanılan yüz boyası gibi olsa. Bir de yüz silüeti. Ona geçiri… Tamam ya buldum! Bu arada yüz boyası falan ne alaka diyenler için not: Adaya düşen çocuklardan kötü olan, bad boy Jack, domuz avlamak ve kabilenin başı olduğunu göstermek için yüzünü boyuyor. Yani sanırsam öyleydi, şu an tam hatırlayamadım. Silüet kullanmamın sebebi ise, William Golding insanların ne olursa olsun kötülük barındırdığını ve uygun koşullarda o kötülüğün dışarı çıktığını düşündüğü için, silüet kullanarak o karanlık tarafı yansıtmak istedim.

William Golding, Sineklerin Tanrısı

Piramit: Bermuda Şeytan Üçgeni desek?

İlk kitabı bitirdikten sonra sonra ikinci kitap olan Piramit‘e sıra geldi. Oturdum internetten kitabın özetini araştırdım. Ama yok ı-ıh aklıma hiçbir fikir gelmiyordu. Hani ilk kitaptan sonra gerisi çorap söküğü gibiydi? Kitabı okumadan nasıl fikir bulabilirdim ki? Hocamla bu konu hakkında konuştuğumda, kendisinin de her zaman tasarlarığı kitapları okumaya zaman bulamadığını ve özetten yola çıktığını söyledi. Ama hocam siz profesyonel olmuşsunuz benden fikir çıkmıyor diyerek, kitabı alıp, okumaya başladım. Kitabı okurken bir yandan notlar alıyordum, kitap bittiğinde az çok fikirler şekillenmişti kafama, tabii ki çok parlak fikirler olduğunu söyleyemeyeceğim. Aslında iyi fikirler vardı ama kitap serisi olduğu için belli sınırlarım vardı, dil birliği gibi.

Dil Birliği

Sineklerin Tanrısı’nda silüet kullanmıştım. Doğal olarak diğer kitapların hepsinde silüetler olması gerekiyordu. İlk başta Piramit kitabındaki ana karakterin silüetinden, sonra sevgilisinin silüetinden yola çıktım. Ama hiçbirisi hoşuma gitmedi ve Olmamışlar Evreni’ne uzun bir yolculuğa çıktılar. Kitaptaki sıkıntı, ana karakterin üç farklı hikayesini anlatıp aralarında tek bir şey hariç bağlantısının olmamasıydı. Tek bağlantı ana karakterin piyano çalmasıydı ve her bölümde piyano çalığı bir kısım mutlaka vardı, bende buradan yola çıkarak günü kurtardım. Ehe-he.

William Golding, Piramit

Hardcover Olsun Lütfen!

Benim için çorap söküğü kısmı Piramit kitabını bitirdikten sonra geldi. Çatal Dil, Serbest Dil, Kule, Mirasçılar kitaplarını tasarlamam ilk ikisi kadar uğraştırmadı diyebilirim. Bu kitapları okumadım, demek ki okumadan da gayet fikir çıkıyormuş, hmm. Ama başka bir zorluk beni bekliyordu. Baskı ve Cilt! Her zaman hardcover seven bir insan olarak, kitaplarımın da öyle olmasını istedim. Hardcover, Türkçe’de “Sert Kapak” olarak geçiyor. Sert Kapak ne ya, emin miyiz? Sanki böyle eski Türkçeden bir ismi vardı ama neyse. Hocam kitapları normal ciltli olarak istemişti ve hardcover bir kitabın ciltlenmesi 1-2 haftayı bulur demişti. O zaman challenge accepted! Üzgünüm hardcoverda karar kılındı. Beşiktaşta iyi bir ciltçi bulup fiyatta anlaştım. -Biraz tuzluydu.- Kitapları bitirdikten sonra ciltçiye verecektim ve işim bitmiş olacaktı. Ama o gece maalesef ki burada anlatmak istemediğim, beni derinden etkileyen bir kayıp verdim. Ne tasarımı ne kitapları düşünecek durumda değildim. Ama toparlandım, iyiyim, süperim. Kitaplar? ciltletmem için ilk önce kapakları sticker olarak bastırmam gerekiyordu.

Ka-zık-lan-dım!

Bu kısımda size nasıl kazıklandığımı anlatmak istiyorum, toplanın. Baskı için Mecidiyeköy’de her zaman gittiğim Şahin Ozalit’e gittim. Stickerlar için fiyatta anlaştık. Daha sonra kitapların iç sayfaları için müsvedde kağıt kesmelerini istedim, Çünkü hoca gerçek bir kitap gibi olmasını istiyordu. Şansa bakın ki fiyatını sormayı akıl edemedim çünkü oradaki görevlinin “Ben sana iki dakikada hallederim, sen merak etme.” diyerek konuşması beni rahatlatmış, bundan herhangi bir ücret alınacağını sormak aklımın ucundan geçmemişti. Baskılarımı ve müsvedde kağıtları aldıktan sonra ödeme yapmak için kasaya gittim ve çıkardıkları fiyat akıl almazdı. Burada neyin ne kadar olduğunu söylemek istemiyorum fakat o kağıttlar bildğimiz saman kağıdıydı ve gidip altı top A4 kağıdı alsam daha ucuza gelirdi diyeyim siz düşünün. Bir daha Şahin Ozalit mi? Asla. Hıh. Sinirim geçtiğine göre devam edebiliriz. Stickterları alıp ciltçiye götürdüm. Oradaki Aydın Bey sağolsun iki günde tam istediğim gibi hatta ekstra olarak selofan kaplı halde teslim etti. Eğer böyle bir işiniz olursa diye adresini veriyorum:Öz Yenidoğan Cilt Evi

Olmamış. Efsane. Tarafını Seç.

Kitaplarımı teslim ettim. Yaşadığım kayıp sonrası uzun bir süre odaklanamamıştım tasarımlarıma, teslime 3-4 gün kala bitirdim. şu anda baktığımda çok fazla hatası olduğunu fark ediyorum, ama yine de çıkan sonuçtan mutluyum. Umarım sizin tarafınız efsaneden yanadır. Neyse, yine çok uzun bir yazının sonuna geldik. Tam anlamıyla “Az laf çok iş.” sözünü benim gibilere söylemej için bulmuşlar sanırım.

Görüşmek üzere.

William Golding, Serbest Düşüş
William Golding, Çatal Dil
William Golding - Kule
William Golding, Mirasçılar
William Golding - Kitap Serisi Sırt, Spine